Sinema Eleştirmenliğinde Çığır Açıcı Paranormal Yaklaşım: Yavuz Turgul’un 3 yıl Sonra Çekeceği Film Film Seyretme Fabrikası’na Malum Oldu

Film Seyretme Fabrikası olarak, okurlarımıza yine adımıza yaraşır benzersiz bir hizmet sunuyor ve Yavuz Turgul’un henüz sinopsisini dahi yazmadığı bir sonraki filmini yazıyoruz. Bu durumda sinema eleştirmenliği tarihinde bir ilke imza atmış oluyoruz. Siz de buna şahit oluyorsunuz. Aman aman, ne mutlu film seyretme fabrikası okuruyum diyene! !!!FSF Forever!!!

“Filmi nerede gördünüz…” biçiminde rasyonelce başlayıp “…rüyanızda mı?” biçiminde alaycı tonda devam edecek sorulara “he, rüyamızda gördük” diye yanıt veriyor olacağız. Bu yanıtın tatmin edici olmasını dilerim.

Yeşil çayı, maksimusu ve filmi çok kaçırdığımız bir gecenin ilerleyen saatlerinde film bize yattığımız yerde malum olmaya başladı. Jeneriği kaçırdık, onu baştan söyleyelim. O nedenle görüntü yönetiminiden kim sorumluysa teşekkür ederim buradan, gerçekten pırıl pırıl bir rüyaydı.

Jeneriği kaçırdığımız için filmin Yavuz Turgul filmi olduğunu da doğal olarak nereden anlamış oluyoruz: tabi ki başroldeki Şener Şen’den.

Efendim, filmimiz hapishanede geçmektedir. Şener Şen, Eşkıya filmindekine benzer bir karakterde karşımıza çıkıyor. Geçmişinde eşkıyalık, kabadıyılık ile iştigal etmiş olan geleneksel raconun insanı Şen, uzun yıllar boyunca çektiği hapis cezasının son demlerini yaşamaktadır. Dışarıda kendisini bekleyen sevdiği, kimi kimsesi yoktur. Bu durumda bilinen hayatının, belki de tek bildiği hayatının sonuna gelmektedir diyebiliriz. Aslında bu filme Eşkıya’nın prequeli de diyebiliriz. (desek mi acaba)

Filmde Şen dışında iki önemli karakter daha bulunuyor. İlki Koğuş Ağası rolündeki Çetin Tekindor. Çetin bey yine güzel bir oyunculuk gösterisi sunuyor. Bir yandan sert bir karakteri canlandıran Tekindor, diğer yandan tüm koğuşun sevip-saydığı Şen’e de belli bir mesafede durup saygı göstermeyi tercih ediyor. İki kutup arasındaki denge hapise yeni bir mahkumun gelmesi ile bozuluyor.

Kenan İmirzalıoğlu, burnunun dikine giden, pire için yorgan yakan, dansa kalktı mı oturmak bilmeyen, yola çıktı mı geri dönemeyen, yaydan fırladı mı duramayan, ok gibi bir adam. Kendisine özgü asabi bir delikanlılık raconu olan bu kişi, mapushaneye belli bir sinir ve yakıp-yıkıcı aşk katsayısı ile gelir. Adeta kendi mahvını aramaktadır. Tekindor’un ve adamlarının tüm hışmını üzerine çeken bu karakteri (bunların dışardan kalan da bir hesabı vardır) koruyup-kollamak da Şener Şen’e düşer. Şener Şen böylece kendisine bir amaç edinmiş, hiçbir zaman giremeyeceği bir baba kılıfına girebilmiştir. Öte yandan Şen’in hapisten çıkacağı gün de giderek yaklaşmakta, Tekindor ve grubunun İmirzalıoğlu etrafındaki çemberi de giderek daralmaktadır.

Filmin sonunu anlatıp spoiler yapmayayım şimdi, aramızda izlemeyenler olabilir. Sadece şunu söyleyeyim: göz yaşı oluk oluk akıyor abicim! Yavuz Turgul yine yapacak yapacağını.

Gokhan Toka
Traveler, snowboarder, horror movies geek, photographer, digital marketing freelancer... father for DD.
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube